22 Nisan 2008 Salı

Jan Vermeer "Açık Pencere Önünde Mektup Okuyan Kız"



Bazı resimlere internetten bakmanın ayrı bir keyfi oluyor, hatta insana iyi ki bu çağda yaşıyorum dedirtiyor. Jan Vermeer’in (1632–1675) “Açık Pencere Önünde Mektup Okuyan Kız” tablosuna bakarken aynen böyle dedim. Yüzyıl önce, hatta on yıl önce bu tabloya bakanlardan farklı olarak, resimde olmayanları da görme şansına sahip bir çağın insanlarız.


Rastlantı sonucu bulduğum bir internet sitesinde, resmin üzerinde fareyi gezdirince, sanatçının sonradan sildiği detayları görmenin de mümkün olduğunu fark ettim. Yeni teknoloji sayesinde, sanatçının tabloya koymak istemediği, sonradan çıkarttığı unsurlar üst tabaka boyanın altında nelerin gizlendiğini ortaya çıkartıyor.


Örneğin bu resimde Vermeer ilk başta, arkada görünen boş duvara bir melek (elinde yay tutan bir kupid) resmi çizmiş. Resmi daha sonra neden değiştirdiğini bilmiyoruz. Eğer Vermeer duvarda o resmi bırakmış olsaydı, genç kızın ona aşk ilan eden bir mektup okuduğunu düşünürdük fakat ressam bu detayı sildiğine göre, bunu düşünmemizi istemedi. Buna rağmen, ben bu resme baktığımda kızın elindeki mektubun sevgilisi tarafından yazıldığını düşünmeden edemiyorum. Mektup belli ki uzaktaki sevgiliden geliyor, hatta belki merak ve özlemle beklenen sevgiliden. Kızın pencereye iyice yaklaşmış olması, içindeki hiçbir sözcüğü kaçırmadan okumak istediği hissini veriyor.


Söz ettiğim gelişmiş teknoloji sayesinde bildiğimiz başka bir detay da, ressamın ilk başta resme perde koymamış olduğu. Üzerinde Türk halısı serili duran masanın üzerinde ilk başta bir meyve tabağı durmaktaymış, daha sonra Vermeer bu tabağı silecek şekilde kalın bir perde koymuş resmin sağ tarafına. Ve bence, resme inanılmaz bir boyut getirmiş bu perdeyle. Bir tiyatro havası vermiş.

Her şeyden önce, perde genç kızın saklandığı izlenimini vermiş; odanın gizli bir köşesine çekilmiş, herkesten uzak sevgilisinden gelen mektubu okuyor. Saklanmışlık ve mektupla baş başa kalma havası hissediyoruz resme baktıkça. Elbette bir de biraz önce sözünü ettiğim tiyatro sahnesi havası var; ressam özellikle kalın bir perde kullanmış, aslında hiç de doğru bir yerde asılı gibi durmuyor bu perde. Bu yüzden de teatral hava artmış hissediliyor. Perde sanki bir anda açılıp, gizli bir sahneyi röntgenlememize izin veriyor.


Vermeer, ev içi sahnelerinde inanılmaz başarılı resimler üretmiş bir ressam. Bu resimde özellikle resmin yukarı kısmında, perdenin asılı olduğu nokta ile, aşağıda perdenin etek uçlarına doğru gelen masanın önündeki bölüm, bir çeşit trompe l’oeil yaratıyor. Bir başka trompe l’oeil ise, genç kızın pencerenin camına yansıyan yüzünün aksi. Başının durduğu noktada cama öyle yansıması olanaksız; aslında ressam resmi ilk yaptığında başın doğru yansıması varmış, sonradan resmi değiştirip, farklı bir açıdan kızın yüzünü gösterme isteği duymuş. Bu resmin bence odak noktasını, kızın camda yansıyan görüntüsü oluşturuyor. Bütün duygusal derinliği veren, bizde dikkatle yüzüne bakma isteği uyandıran yüz bu…


“Açık Pencere Önünde Mektup Okuyan Kız” (c.1657–1659)
Staatliche Kunstsammlungen, Dresden

4 yorum:

A.Y. dedi ki...

Mektupta yazılanlardan ziyade genel bir hüzün seziyorum resimde.

Kelimeler üzmüyor onu. Uzaklardaki bir kişinin hüznü. Belki sevgili belki değil. Belki hiç gelmeyecek veya gelse de birşeyler değişmeyecek gibi.

Abrek dedi ki...

kadının suratına bakınca hüzün dışında ufak bir ürkeklik,korku var.

sanki uzaktaki kişi onun sevdiği ve ondan kötü haber geleceğini düşündüğü bir durum içerisinde. savaş, ayaklanma. bu yüzden kadın mektuba korkarak bakıyor gibi geldi bana.

asayra kurt dedi ki...

ne kadar güzel yorumlamışsınız tebrik ederim

Zeynep Terzi dedi ki...

ilk paragrafı test kitabında gördüm (8.sınıf dörtrenk yaprak testleri) sonra tablonun adını yazdım ve burdayım